Müge Şenel

5 Aralık 2015 Cumartesi

Kelimeler

                 "Kelimelerle aram iyiydi iyi olmasına... Ama bazıları vardı ki, çok çektirdiler bana..."


          Yuttuğum o kelimeler var ya... Hani boğazıma dizilen, yutkundukça acıtan, bir an önce sindirmek istediğim... İşte o kelimeler artık bütün hücrelerime dağılmış, kanımda dolaşır olmuş... Aklıma süzülüp zihnime işlemiş. Öfke nöbetlerine kapıldığım gecelerde öksürüp kusmaya çalışıyorum. Her birini ağzımda köpüren kanla tükürmek istiyorum.

          İtiraf ediyorum, bazen yapıyorum bunu. Yatağımın dayandığı duvar boylu boyunca kan olmuş. Kırmızıyı pek sevmem. Benim rengim mavidir. Buğulu gecelerin puslu mavisi, mürekkebin cesur mavisi... Ruhumun yüce mavisi... Kalemime sarılıyorum can havliyle. Yaradanın üflediği ruhun parazitleri o kelimeler... Ben de ruhumu kurtarmak için düşüncelerime üflüyorum. Nefesim yetmiyor. Üfledikçe güzelleşen bir kamış olduğumu hayal ediyorum. Neva perdesindeyim. Arada kalmışım... Ama kuvvetli olduğumu biliyorum. Hicaz makamına çıkıp ruhuma tevazu vermek niyetindeyim. Daha derinden, daha güçlü üflüyorum. Mürekkep kabarcıklarla doluyor. Kağıdı yırtarcasına, kalemi parçalarcasına yazıyorum. Gözyaşlarım mürekkebe karışıp masaya damlıyor. Masadan kucağıma... Sırılsıklam oluyorum. Panikleyip kitaplarıma saldırıyorum. Büyük bir açlıkla okuyorum. Kitaptaki kelimelerden bir ordu kurup, diğerlerine savaş açıyorum. Bu kadar kolay teslim olamam. En azından onurlu bir mücadele vermeliyim. Sayıca fazla olmamıza rağmen zorlanıyoruz. Şimdiden çok kayıp verdik. Yine de dayanıyoruz. 

          Tepeden tırnağa temizlenmem zaman alacak. Ben içimdekileri atmaya çalışırken dışarıdan saldırılar devam ediyor. Kısır bir döngüye kapılmışız. Sonsuz bir döngüye dönüşmekten korkuyorum. Nefret söylemlerinin sevginin büyüsünü bozmasından korkuyorum. Çünkü kelimeler dünyadaki en güçlü silahlardır. Küçümsemek, telafisi mümkün olmayan hatalara yol açabilir.

          Susuyorum. Susmak ile susamak arasında bir harf fark varken, şimdiki zamanda bu eylemleri çekimlemek arasında hiçbir fark yok. Susuyorum işte... O kelimeler dökülmüyor dudaklarımın arasından. Susuyorum. Kana kana su içmek istiyorum. Yutkunmam kolaylaşsın diye... Gönlüm ferahlasın, boğazım yatışsın diye. Yoruldum. Belirsizlikten, düşünmekten, biriktirmekten... Huzur telkinine ihtiyacım var. Son bir gayretle doğruluyorum. Yaşamın kıyısında yürüyorum. Ölümle burun buruna geleceğim anı düşünüyorum. Kaybedecek bir şeyim yok. Aniden gelen bir titreme ile sarsılıyorum. Biliyorum... En derinlere nüfuz edenleri söküp atmak zor olacak. Ses tellerim tedirgin... Ağzımı açtığım anda bir hırıltı yükseliyor boğazımdan. Bağırıyorum. Sitem etmiyorum. İsyan değil bu. Nefsimi tehdit edenleri bertaraf etmem an meselesi! Bir daha bağırıyorum. Yüksek sesle! Bir daha, bir daha... Avazım çıktığı kadar!

          Alçaklar! Yüksek perdeden bağırmamı bile hak etmiyorsunuz! Sular fışkırıyor ağzımdan... Boğulacak gibi oluyorum.  O kadar çok susmuşum ki... Kelimeleri yutmakla kalmamış, onlarla dolmuşum. O kadar çok susamışım ki... Hep daha fazlasını içmiş, taşmışım. Artık tutamıyorum kendimi... Defolun! Kelimelerin suya karışıp aktığını görüyorum. Suyun bulanıklığı dikkatimi çekiyor. Neden sürekli midemin bulandığını anlıyorum. Rahatlama hissine kavuşuyorum. Sanırım iyiyim. Zor kısmı atlattım. Bundan sonra bir şeyi bünyeme dahil etmeden evvel iki kez düşüneceğim. İki kez de yetmez... Beş kez, on kez... Ne kadar gerekiyorsa.

          Ey ruhumuzu üfleyen yaradan, o üflediğin ruha n'olur sık sık huzur da üfle... Ancak o zaman korunurum kötülüğün şerrinden... O kelimelerin düşmanlığından sana sığınırım. Beni bir daha böyle sınama yalvarırım. Yuttuğum o kelimeler var ya... Artık kolay kolay yutmam. Yeter ki dayanma gücü ver. Ben sonuna dek savaşırım.

♫ ♪ ney-hicaz


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder