Müge Şenel

25 Eylül 2016 Pazar

Matem-10

     Güzellemeler yapamam kırgınlıklarıma. Yüksek tonlamalar yakışmaz bu yalnızlığa. Sessizce ağlamayı yeğlerim. Belki "özledim..." yazarım bir kağıda, bırakıveririm pencerenin kenarına. Belki rüzgar uçurur kağıdı sen göremeden, belki de görüp okumadan atarsın.

     Kitaplarımı rafa dizdim bugün. Bir de oturdum uzun uzun ney üfledim. En çok da özledim... Özledim ne yapayım? Elimden gelen bu kadar. Sevmeyi beceremiyorum galiba ben. En büyük eksiğim bu. Ya da fazlasıyla seviyorum. Bu dünyaya yakışmayacak fazlalıkta. Görüyorsun ya, iki türlü de olmuyor. Uzun bir yürüyüş yapıp, kendime bir buket çiçek alayım diyorum. Masamdaki vazo epeydir boş kaldı. Başka mutlu olma yöntemi bilmiyorum ben. Küçük mutluluklar düşüyor payıma. Bazen bir parça çikolatayla, bazen de okuduğum iki satırla avutuyorum kendimi. Bu dünyaya geliş amacımı sorguladıktan sonra kalkıp bir çay demliyorum. Ardından film izliyorum, hayaller kuruyorum. Küçükken çok masal okudu annem bana. Hala masallarda yaşıyorum. Masallardaki kelimeleri kullanamıyorum yaşadığım yerde. İnsanlar garipsiyor. O yüzden kendi kendime fısıldıyorum. Dost kelimesinin kökeni sevmek-ten gelir diyorlar. Neden dostluklarda sevgi göremiyorum? Bir şeyler ters gidiyor, ortada büyük yanlışlık var. Yanlış anlaşılmalar, öfke, hüzün ve hayal kırıklıkları... Öykünmek bile istemiyorum bazen. Betimlemeler yapamam hayal kırıklıklarıma. Konuşmak yakışmaz bu yalnızlığa. Susup uyumayı yeğlerim. Masal gibi rüyalarımdan uyandırılana kadar uyumayı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder