Müge Şenel

9 Nisan 2016 Cumartesi

Matem-3

Kar yağıyordu durmaksızın. Önce bir iki adım yürüdüm, sonra durdum. Kararsızlık içinde beklerken, yolunu şaşırmış bir kar tanesi kondu burnumun ucuna. O kadar küçük ve tatlıydı ki sevmiştim onu. Yanımda götürdüm, sakladım. Sevdiği soğuk ortamdan hiç ayırmadım kar taneciğimi. Daha çok seyretmek için onunla yaşamaya başladım. Ama üşütünce hasta oldum. Çok kızdım ona. İçeriye aldım, bu sefer de o dayanamadı sıcaklığa. Gözlerimin önünde eridiğini görünce üzüldüm. Biz ayrı dünyalara aittik. Saniyeler içinde terk etmişti beni... Yasını tuttum ama gelmedi geri. Her kar yağdığında sadece izledim içeriden. Neye benzetirsem benzeteyim, bir hayat gerçeği bu. Önce seversin, sonra canını yakar. Ayak uyduramayınca üzülürsün. Kaybedersin bir gün. Saniyelerin yerini aylar, yıllar alıverir. Ancak daha belirgin bir gerçek var ki, o da şu: "Acıyı, kaybı ve pişmanlığı geride bırakmak mutluluğu getiren tek yoldur." Öyle değil mi kar tanesi?

12.11.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder