Müge Şenel

14 Nisan 2016 Perşembe

Bir garip meczup

Nicedir yazmak gelmiyordu içinden, eli kalem tutmayalı yıllar olmuştu. Korkarak yaşadı kağıtlardan... Kitap kokusuna hasret kaldı. Yaşamıyordu aslında, yaşıyormuş gibi yapıyordu daha çok. Hayal gücünün köreldiğini hissediyordu. Kasabaya indiğinde dehşete düşüyordu. İnsanların arasında yürümek korkunçtu. Artık duyduğu hiçbir müzik, şahit olduğu hiçbir olay, gördüğü hiçbir insan duygularında kıpırdanmaya neden olamıyordu. "Eskiden..." diye başlayan cümleler kuramayacak hale gelmiş, hangi zamanda ve hangi amaçla yaşadığını unutmuştu. Eskiye dair anıları silindiği gibi, geleceğe dair umutları da tükenmişti. Aldığı her nefes için eziyet çekiyordu. Hayatına kendi elleriyle son verecek cesareti de yoktu. İçinde bulunduğu durumdan şikayet edecek acizliği bile bulamıyordu kendinde... Kasabaya ekmek ve peynir almak için iniyordu. Başka bir şey yediği yoktu zaten. İnsanlarla arasında bir saat yürüme mesafesi vardı. Yeterince güvenli bir uzaklıktaydı kendince. Yaşadığı barınak ormanın kıyısında, ağaçların seyreldiği yamaçtaydı. İnzivaya çekileli kaç yıl olmuştu, hatırlamıyordu. Tüm bunlara kim, ne sebep olmuştu, bilmiyordu. Kuşların sesini her gün duymasa, onları da unuturdu. Ya da ağaçların rüzgarda hışırdayan yapraklarını... Yakınlardaki göle balık tutmaya gidiyordu bazen. Küçük bir salla gölün ortasına açılıyordu. Oltasına takılan balıkları hemen geri salıyordu. Kasaba halkı "bir garip meczup" diyordu ona. Herhangi biriyle konuştuğu görülmemişti. Her zaman istediği gibi yalnız bırakılmıştı. Titreyen bir ruhu, idrak eden bir aklı, hisseden bir yüreği yoktu. Bu yüzden ne düşünüyor, ne umursuyordu. Peynir ekmek yiyor, uyuyor, balık tutup bırakıyordu. 

Geçenlerde kasabaya bir arkadaşımı görmeye gittim. O anlattı bir garip meczubu... Hikayesinin tamamını merak ettim. Her gün erkenden uyanıp dolandım etrafta. Belki kasabaya iner de görürüm diye... İnzivaya çekildiği yere gitmek, konuşmak istedim. Başıma bir hal gelir diye karşı çıktılar. "Sesini bile duyan yok, ne yapacağı belli olmaz!" dediler. Keşke dinlemeseydim. Bu sabah bir telaş odama daldı arkadaşım.

"Duydun mu? Bir garip meczubu ölü bulmuşlar." Hemen fırladım yataktan.

"Ne diyorsun sen? Emin misin? Nerede?" Tuhaf bir şekilde burkulmuştu içim...

"Göle açılmış, balık mı tutuyormuş neymiş. Düşmüş herhalde, ormanda yürüyüş yapan bir grup duymuş çığlıklarını. Pek bir feryat figan etmiş adamcağız." Gözlerimin dolduğunu gizlemek için pencereye doğru çevirdim başımı. Hızlı hızlı konuştum belli etmeden.

"Gidip bir bakalım mı ne yapalım? Merak ettim ben."

"Hadi gidelim, aslı astarı neymiş öğreniriz. Tanımazdım etmezdim de, üzüldüm be." Başımla onayladım. Koşar adımlarla gittik kalabalığın arkasından ormana doğru. Gölün kenarında bir yığın insan birikmişti. Arama-kurtarma ekibi olduklarını tahmin ettiğim üniformalı birkaç kişi küçük tahta salı kenara çekiyordu. Şaşkınlıkla sala baktım. Ancak bir çocuğun sığacağı büyüklükteydi. Sonra onu gördüm, bir garip meczubu... Gölün kıyısına yatırılmıştı. Yüzü bembeyazdı ama huzurlu bir ifadesi vardı. Elindeki oltayı sıkı sıkı tutmuştu. Parmaklarını gevşetmeye çalışsalar da nafileydi. Kalabalıktan hayret nidaları yükseldi. Sadece peynir ekmekle beslenmekten küçülmüş çelimsiz bedeninin yanına gittim. Görevliler yaklaşmama izin vermedi. Farkında olmadan bağırdım.

"Oltanın ucunda bir şey var!" Hemen oltaya yöneldiler. Oltanın ucuna iple bağlanmış tahta bir kurşun kalem ve küçük bir kağıt vardı. O anda her şeyi anlamıştım. Kurşun kalemle son kez yazmıştı belki de kağıda. Islandığı için okunmuyordu. Okunmasını da istemiyordu belli ki... Yıllar evvel terk etmek zorunda kaldığı kalemi ve kağıdı balıkların yanına salmıştı. Yitirdiği anlamlı varlığının ardından kendini suya bırakmıştı. Anlattıkları gibi korkak değildi o. Görüp görebileceğim en cesur adamdı. Hikayesinin tamamını asla öğrenemeyeceğim, bir garip meczup...

Başta anlattıklarımın bir kısmını arkadaşımdan öğrendim, bir kısmını ben yazdım. Adını bile bilmediğim bir garip meczubun anısını yaşatmak için. Yazmadan yaşamanın bir anlamı olmadığını bana gösterdiğin için saygıyla ve sevgiyle anıyorum seni koca yürekli cesur adam... Daima yüzündeki o son ve mutlak huzurla uyu...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder